Çerez Örnek

Türk dili, elimizdeki verilere göre, Doğu’da Orhun-Yenisey ve Batı’da Tuna Bulgar yazıtlarından bugüne uzanan köklü bir yazılı mirasa sahiptir. Türk dili Göktürk, Uygur, Tuna Bulgar ve İdil Bulgar, Karahanlı, Harezm, Çağatay ve Osmanlı gibi adlarla değişen coğrafyalarda ve çeşitli yazı sistemleriyle şekillenmiş olsa da bu coğrafyalarda kullanılan tarihsel Türk edebi dilleri ortak bir Türk yazı dili mirasının kollarını oluşturmaktaydı. XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bu miras, farklı bir boyut kazanmıştı. Bu dönemde Türk topluluklarının kendine has lehçe özelliklerinin yazı dili hüviyeti kazanmaya başlaması, müşterek bir Türkçe konuşup anlayabilen Türk topluluklarının lehçe farklılıklarıyla birbirlerinden uzaklaşmasına da sebep olacaktı.

İşte bu durumda farklılaşan ve gelişen Türk lehçelerini konuşan Türk topluluklarının yeniden birbirini lâyıkıyla anlayabileceği bir ortak Türk dilinin oluşturulması gerektiği düşüncesi İsmail Bey Gaspıralı tarafından tespit edilmişti. İsmail Bey Gaspıralı'nın "dilde, fikirde, işte birlik" şiarı, yalnızca siyasî bir ideal değil, Türk topluluklarının birbirini anlayabileceği ortak edebî bir yazı dili arayışının en güçlü ifadesiydi. Gaspıralı, Tercüman gazetesi aracılığıyla İstanbul'dan Kaşgar'a kadar geniş bir coğrafyada anlaşılabilen bir Türkçe kullanarak bu idealin uygulanabilirliğini bizzat göstermiş; Ceditçi aydınlar da eğitimden matbuata, edebiyattan siyasete kadar her alanda dil birliği fikrini güçlendirmişlerdir.

Gaspıralı ve ceditçi aydınların bu çabalarının en somut ve kurumsallaşmış ifadesi ise 1926 yılında Bakü'de toplanan I. Türkoloji Kurultayı olmuştur. Kurultayda alfabe meselesi, ortak yazı dili, terminoloji, imlâ birliği, dil öğretimi, Türk lehçelerinin tasnifi ve Türk diliyle eğitim meseleleri gibi temel konular tartışılmış; Türk dünyasının dört bir yanından gelen dilciler, edebiyatçılar ve aydınlar ilk kez böyle bir amaçla bir araya gelmişlerdir. Kurultayda alınan kararlar, her bir Türk topluluğu için ayrı alfabe, yazı dili ve terminoloji oluşturulmasını sistemleştiren Sovyet dil politikalarının uygulanmasıyla geçerliğini kaybetmiştir. Latin alfabesinden Kiril alfabesine zorunlu geçiş ise Türk toplulukları arasındaki karşılıklı anlaşılabilirlik düzeyini zayıflatmış Kurultay'ın ortaya koyduğu ortak dil ideali fikrini kesintiye uğratmıştır.

1991 sonrasında bağımsızlıklarını kazanan Türk cumhuriyetleri dil politikalarını yeniden şekillendirme imkânı bulmuş, Latin alfabesine dönüş süreçleri ve Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında yürütülen Ortak Türk Alfabesi çalışmaları, Gaspıralı'nın ve 1926 Kurultayı'nın ideallerinin yüz yıl sonra yeniden hayat bulmasının en güçlü göstergesi olmuştur.

1926 Bakü Türkoloji Kurultayı'nın 100. yılına adanan Uluslararası Türk Dünyası Modernleşmesi IV: Türk Dünyasında Dil Sempozyumu (TDM 2026), Kurultay'ın 100. yılında Türk dilinin tarihî serüvenini, yazı dili geleneklerini, alfabe meselelerini, dil politikalarını, karşılıklı anlaşılabilirlik sorunlarını ve ortak dil idealinin bugünkü durumunu, farklı ülkelerden katılacak alan uzmanlarının bildirileri ile kapsamlı olarak ele alacaktır. Bu yönüyle TDM 2026, Bakü Türkoloji Kurultayı'nın yüzüncü yılında Türk dünyasının dil meselelerinin bütüncül bir bakışla incelendiği uluslararası bir bilimsel buluşma olma özelliğini taşıyacaktır.

 


Ege Üniversitesi

EGE ÜNİVERSİTESİ